31 Ekim 2016 Pazartesi

Mim / Hayallerimiz Ve Biz

Başucumdaki blogunun tatlı sahibesi Destino hayallerimiz ve biz mimine davet etmiş beni.. Geç de olsa davetine icabet edip cevaplayayım istiyorum. Biliyorum ki yapmayan kalmadı ve yine biliyorum ki en son ben yapıyorum. Ama olsun beni de böyle sevdiniz değil mi?:) Düşen çenemi tutarak bu kısa ama tatlı mime geçiyorum hemen..


29 Ekim 2016 Cumartesi

Barfi- Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur / Hint Filmi

Haftanın filmi ile geldim bugün. Bu yazılması gereken yazı haftalar, aylar, yıllar sonra yazıldığı için biraz üzgünüm gerçi.. Çünkü Barfi bu kadar geç izlediğim için büyük pişmanlık duyduğum bir film.. Yıllar önce hatırlıyorum sinemaya film izlemeye gittiğimde “yakında vizyonda” panosunda görmüştüm. -Tabi o zaman Hint filmleri hakkında fazla bir fikrim yok.- “Sağlam filme benziyor mutlaka izleyeyim” deyip unutmuştum bir köşede. Çok sonra malum ortamda denk gelmiştim ve yarısına kadar izlemiştim.. Daha sonra neden bilmiyorum ama yarım bırakmıştım. Geçtiğimiz haftalarda artık tamamlamalıyım diyerek tekrar izledim ve pişmanlığım gün yüzüne çıktı. Filmi duymayan kaldı mı bilmiyorum ama ben izlemeyenler ve bilmeyenler için konusu hakkında bilgi vererek detaylı yorumuma geçeceğim.

Konusu:
Barfi (Ranbir Kapoor) hem işitme hem de konuşma engelli bir gençtir. Shuriti (Ileana D'Cruz) Adında genç Bir kıza aşıktır Fakat Shuritinin ailesi onun normal bir erkekle evlenip iyi bir mutlu hayat kurmasından yanadır. Barfi bu umutsuz aşktan yorulmuş yepyeni bir hayata başlamıştır. Bu arada Jhilmil (Priyanka Chopra) adında yeni bir sevgilisi de olmuştur. Fakat polis tarafından da aranmaktadır tam bu dönemde tekrar karşısına çıkan Shuriti bütün dengelerini alt üst etmiştir. Artık Barfi bir seçim yapmak zorundadır..

Sinemalar.com'dan aldığım konusu bu şekilde..  Ben anlatırsam çok fazla spoiler dolabileceği için bu seferlik böyle bir yolu seçtim.

20 Ekim 2016 Perşembe

Kaichou wa Maid-sama / Anime – Manga Yorumu

Bugün Kaichou wa Maid-sama animesi- mangası ile geldim. Animesi izlediğim -sanırım- 2. Anime.. Mangasını da geçtiğimiz haftalarda bitirdim. Konusuna değinip 2sini de yorumlayacağım. Elimden geldiğince..


Konusu:
Seiga Lisesi daha önce erkek lisesi iken, karma liseye dönmüştür. Erkek sayısının fazla olması sebebiyle kızları korumak isteyen Ayazawa Misaki öğrenci konseyi başkanı olmuştur. Sert ve kuralcı olan Misaki okul çıkışlarında Maid Latte cafesinde çalışmaktadır, bunu da okuldaki herkesten saklar. Sebebi, cafenin kuralları gereği hizmetçi konseptine göre müşterilerine hizmet vermesidir. Okuldaki imajının bozulacağından korkan Misaki bunu herkesten gizlerken okulun altın çocuğu Usui Takumi’ye yakalanır ve bütün hayatı değişir.

26 bölümden oluşuyor. O kadar şirin bir anime ki.. Size kahkahalar attırıp, kalbinizi çarptırıp, bazen de gözlerinizin dolmasına sebep oluyor. İzlediğim ilk yapımlardan olması nedeniyle de yeri bende ayrıdır. Hatta shoujo türünde anime izleyen çoğu arkadaş da aynı yorumda bulunacaktır çünkü cidden türünün sağlam animelerinden.

17 Ekim 2016 Pazartesi

Kısa Sohbet / Mim - Mimlendim!

Uzun zamandır düzenli yazı girememek ile birlikte yazı da yazamıyorum.. Önceden yoğun da olsam uyumadan önce yada uyanınca bir yerlere notlar alır ufak tefek karalamalar yapardım şu anda hiç biri yok.. Sanırım son zamanlarda en çok canımı sıkan şeylerden birisi de bu.. Facebook da telefonumun başına bir haller geldiğinden bahsetmiştim.

Söylemiştim daha önce çocuklar ile ilgilendiğim için yanımda telefon taşımayı sevmiyorum. Her ne hikmetse o anda bizim yeni bir ufaklığımız var kendisi 1.5 yaşında.. Onu uyutmaya çalışırken telefonumu yanıma koydum. Daha sonra bizim kız uyumayınca çıktım odadan, telefonum yatağın yanında idi. Ben çıktığımda o 5 dakikalık arada bizim arkadaş yatağı toparlamak için giriyor sınıfa.. O arada “görmeyip” basıyor üzerine.. Tabi bundan “onunda” benimde haberim yok. Sonra ben dönüyorum sınıfa telefonu kaldırıp dolabın üzerine koyuyorum “çocuklar almasın“ diye.. Hiç de bakmadım bir şey var mı, çaldı mı telefonum.. 2 3 saat sonra bir baktım açılmıyor. Şarjı mı bitti acaba deyip taktım ama yok yine açılmıyor. Zaten en az % 40 50 şarjı olmalı idi. Neyse içimde bir şüphe ama bilmiyorum başına ne geldiğini de..

Sonra ertesi gün kamera kayıtlarından izledim. Ben çocuk gelecek oynayacak filan diye bekliyorum. Bir baktım hatuncuk üzerine basıp geçmiş.. O anda ben iptal idim zaten.. Sonra onu çağırdım, izlettim filan da.. Şimdilik telefonumun akıbeti belli değil. Bu hafta tamire vermeye çalışacağım bakalım neler olacak..

5 Ekim 2016 Çarşamba

Senden Sonra Ben / Kitap Yorumu

Hikayelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir..


Beni tanıyıp da Senden Önce ben hayranlığımı bilmeyen var mı? Yok değil mi? İşte bu hayranlık ile 2. kitabın çıktığını duyar duymaz koştur koştur almaya gittim ve elime alır almaz aşk yaşamaya başladım. (Gözlerimin dolduğunu itiraf edeyim.) Neden bilmiyorum bazı eşyalar, şarkılar, filmler, kitaplar ile böyle özel bağlarım oluyor. Çok sevmeyi sevdiğimden mi acaba? Neyse.. 
Senden Önce Ben kitabının konusunu bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama senden sonra ben devam kitabı olduğu için hakkında spoiler vermeden nasıl anlatacağım inanın bilmiyorum. 
Umarım başarabilirim diyerek konusuna geçiyorum.

Will’in yokluğunun ardından 1.5 yıl geçmiştir ve Lou onsuz hayatına devam etme savaşı verir. Havaalanında korkunç bir işte çalışıyor, boş bir apartman dairesinde yalnız yaşıyordur. Will’in istediği gibi hayallerinin peşinden koşamıyor, cesurca yaşayamıyordur. Bir gün karşısına kimsenin bilmediği, Will ile bağlantısı olan biri çıkar ve Lou’nun hayatı yeniden şekillenmeye başlar..


Spoiler vermeden sanırım bu kadar anlatabiliyorum kitabı.. İlk kitabı okumamın üzerinden uzun zaman geçtiği için bu kitabı alır almaz ilk kitaba tekrar başladım. Bitirip aynı hisler ile beraber 2. Kitaba geçtim. Kitabın başlarında Will’in ismini her okuduğumda anlamsız bir şekilde kalbim acıdı. –Anlamsız değil aslında.. Yaramız derin-  Sonraları kitaba devam ettikçe öfkelendim. Ortalarına geldiğimde ise bu kitabın sadece –devam kitabı çıkmış olsun diye- yazıldığını düşünmeye başladım. Ve bir süre kapağını kapattım.. Sonraları kitap aklıma düştü ve hislerimi bir kenara bırakıp kitabı tamamladım. Şunu söyleyebilirim ki düşüncelerim değişti. Beni “senden önce ben” kadar etkilemedi ama okuduğuma pişman da değilim. 3. Kitap gelebilecekmiş gibi bitti. Bilemiyorum.. Lou ve Will esas noktaydı benim için, 3. Kitabı çıkarsa böyle koşarak gitmek gibi bir his olmayacak içimde sadece onu biliyorum.

Bu kitabı alırken ki düşüncelerim içeriğinin “Acaba Will hasta olmasaydı nasıl bir ilişkileri olurdu” veya “Will yine hasta olsaydı ama o tercihi yapmasaydı gelecekleri nasıl olurdu” durumları üzerine yoğunlaşılacağı yönündeydi. Ama kitapta bambaşka bir hikaye var bunu söyleyebilirim.

Son yorumuma gelirsek benim okurken şekilden şekle girdiğim, duygudan duyguya koştuğum, Will’i özlediğim bir kitap oldu. Sevdim mi sevdim ama ilk kitabın verdiği hisleri veremedi.. Yine de kalbimin tanıdığı hikayeyi sonlandırdığı için mutluyum.

Yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum çünkü yazım dili ve tarzını seviyorum.  Bir artı bir, sevgilimden son mektup.. Önerileriniz varsa alabilirim bu konuda.

Şuanda sırada bekleyen bir çok kitap var elimde ama gözüm hala dışarıda.. Ve vakitsizliğimde tabi.. Sanırım çok yaygın bir durum bu kitap okumayı düşünenler için :) 

Sevgilerim ile..

3 Ekim 2016 Pazartesi

Akela’nın Çocuklar İle Maceraları 2

Seriye yazacak maceraları biriktirdiğime göre yazabilirim sanırım. Öyle zor bir haftadan çıktım ki.. Biraz da bunun etkisi ile yazacağım olan biteni..

Çocukları sevmeyenimiz yok bildiğim kadarıyla.. Hatta bazen öyle ki bazılarını alıp bağrıma sokmak istiyorum mesela: Emir, Adaşım, 2014 gibi.. Ama bazen öyle şeyler oluyor ki.. Sabrınız sınanıyor, kaçıp gitmek istiyor ama en fazla lavaboya kadar gidebiliyorsunuz. Bugün onlardan bahsedelim biraz.

Bu işe başladığımdan beri yaşadığım en zor hafta 2 hafta öncesi idi. Benim yanında olduğum öğretmen arkadaş yıllık iznine çıkınca 1 hafta boyunca sınıf bana kaldı. 9 adet öğrenciden bahsediyorum. 3 tanesi 2 yaşında diğerleri 3.. Birde stajyer var yanımda ama onunda ilk haftası.  Çocukları tanımıyor ne yapacağını bilmiyor vaziyette.. Sınıfta yaş sorunumuz olduğu için ders yapamıyorum. Resim yaptırmak istesem 2 yaşlarda oturuyor yapıyor ama belli bir süre, sonra sıkılıp kalkıyorlar. Ben onları kaldırsam diğerleri de kaçıyor hemen. Oyun oynatmak istesem hepsi oynuyor da bu sefer tuvalet sorunları başlıyor. Öğle yemeği, bebişlerin uykusu, eve gitme saatleri derken.. Yorgunluktan ve koşuşturmaktan bütün kontrolüm kayboluyor..

1 Ekim 2016 Cumartesi

Khoobsurat / Hint Filmi

Daha önce izlediğim yazısı ise şimdiye nasip olan 2014 yapımı “Khoobsurat” filmine geldi sıra. Son haftalarda çok fazla yapım izleyemediğim için eski izlediklerime yöneldim ve çerezlik bir film ile geldim. Çok uzatmadan hemen konusuna geçeceğim çünkü çenem düşünce uzuyor da uzuyor giriş cümlelerim..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...