30 Kasım 2016 Çarşamba

Ardımda Kalanlar / Kitap Yorumu

Hakkında güzel yorumlar okuduğum ve büyük bir heyecan ile sepete attığım Ardımda Kalanlar kitabını bitirdim. Hem de 1 günde! Şaka gibi gelebilir ama takıntılı yanlarımın olduğunu biliyorsunuz. :) 428 sayfalık bu kitap, kitap açlığımı bastırmama yetti diyebilirim. Hem okumayı özlemişim hem de kitabı sevdim. Okuması kolay, sizi yormayan bir kitap. Ve tabi ki aşk kitabı. Şaşırdınız değil mi? –Söylediklerinizi duyar gibiyim- Bir günde uzun soluklu bir kitabı bitirmenin nasıl bir yan etkisi var diye soracak olursanız eğer, ertesi sabah gözlerinizi açamamak derim. Şişmişti, itiraf ediyorum. Ama pişman mıyım? Kesinlikle değilim. Her saatime değerdi.

Ardımda Kalanlar - Ellen Marie Wıseman 

Konusu:
Kitap 2 farklı kadının, farklı zamanlarda yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Delirmediği halde ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılan Clara ve annesinin delirip babasını öldürdüğünü düşünen (Isabelle) Izzy.. Clara Elizabeth Cartwright 1929 yılında yaşayan, banka sahibi varlıklı bir ailenin kızı. Bir gün Bruno Moretti isimli bir adamla tanışır. Bruno, İtalya’dan Amerika’ya başarılı bir hayat kurmak amacı ile gelmiştir. Clara’nın ailesi bu ilişkiye sıcak bakmaz ve onu yüksek standartları olan biri ile evlendirmek ister. Clara ve Bronu birbirine ölesiye aşıktır, bunu kabul etmezler. Ve Clara’nın ailesi, kızlarının delirdiğini söyleyerek onu Williard akıl hastanesine kapattırır.1995 yılında, Izzy ise koruyucu ailelerin yanında büyümüş bir kız. 7 yaşındayken annesi babasını vurmuştur, Izzy annesinin delirmiş olduğunu düşünmektedir. O zamandan beri sürekli koruyucu aile değiştirmiştir. Şimdiki ailesi Peg ve Harry ona çok iyi bakmaktadır. Koruyucu annesi olan Peg, Küratör’dür (müze, galeri, arşiv veya kütüphane koleksiyonunun yöneticisi.) Ve Willard akıl hastanesinde geçmişten kalan valizleri, eşyaları inceleyerek, hastaların hikayelerini araştıracaktır. Bunun için yanına Izzy’i de alır. Ve o valizlerin birinden Clara’nın mektupları çıkar. Böylece bu 2 kadının yolları kesişmiş olur..

28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Shopping King Loui /Kore Dizisi

Güncel dizileri bir bir izlediğim şu günlerde, biricik Seo In Guk’umuzun “Shopping King Loui” dizisini izlemez isem olmazdı. Ki iyi ki izlemişim. Gülmekten, sırıtmaktan çene kaslarımın ağrıdığı, karakterine hayran kaldığım –ve kendisine- bir dizi olmuş. 16 bölümlük bu tatlış dizi –çerezlik, şeker tadında diziler- listesine girmeyi başardı. Benim gözümde..
Konusu:
Kang Ji Sung yani Loui (Seo In Guk) yurt dışında büyümüş, kibirli, ünlü Goldline şirketinin varisidir. Aynı zamanda Alışveriş delisidir. Lakabı da Alışveriş Kralı Loui’dir. Talihsiz bir kaza sonucu hafızasını kaybeder. Ko Bok Sil (Nam Ji Hyun) ise taşra da yaşayan, iyi kalpli, kanatsız meleklerdendir. (Klasik Kore dizisi hatun karakteri) Ko Bok Sil kardeşini aramak üzere Seoul’e gelince hafızasını kaybetmiş olan Loui ile karşılaşır. Loui, Ko Bok Sil ile gerçek aşkı tadacaktır.

26 Kasım 2016 Cumartesi

A Violent Prosecutor- Adalet Yolunda / Kore Filmi

Cumartesi film köşesinde bugün.. Çerezlik bir film ile geldim bu sefer. Komedi, suç türünde.  İşten gelmiş, yorgun olduğum bir akşam izlediğim, yorgunluğumu unuttuğum bir film.  Çerezlik dememin sebebi sizi yormaması, keyifle izletmesi, vakit geçirmelik bir film olması.


Konusu:
Byun Jae Wook (Hwang Jung Min) çabuk sinirlenen, şiddet kullanması ile ünlü ve sadece gerçeğin peşinden koşan yetenekli bir savcıdır. Sorguladığı bir şüpheli ertesi gün ölü bulununca, Byun Jae Wook, üzerine atılan iftira sonucu 15 yıl hapis cezası alarak hapishaneye gönderilir. Bir süre sonra hapishane de Chi Won (Kang Dong Won) isimli bir dolandırıcı ile tanışır. Savcılık yeteneklerini kullanarak Chi Won’un dışarı çıkmasına yardımcı olur. Byun Jae Wook’un üzerine atılan iftirayı temizlemek için bir intikam planı vardır ve bu konuda Chi Won ona yardımcı olacaktır. Ama Chi Won’un aklı fikri dolandırıcılıktadır, Byun Jae Wook’un planı için gerekenleri yapacak mıdır?

25 Kasım 2016 Cuma

Kitap Alışverişim #1 / Kitap Yurdu

Geçtiğimiz haftalarda ilk defa İnternet üzerinden kitap alışverişi yaptım. Daha önce alışverişlerimi hep kitaplara dokunarak yapardım. Bu sefer almak istediğim bir çok kitap olunca ve fazla vaktim de olmayınca.. Birde böyle deneyeyim diyerek başladım araştırmalara. Kitap siparişi yapabileceğiniz bir sürü site var. Benim için öncelik kapıda ödeme olması idi. –Kredi kartı, banka kartı vesaire kullanmıyorum, kullanmayı da düşünmüyorum- Daha sonra kitap fiyatları idi. Birkaç durum daha eklenince araştırmalarım sonucu kitap Yurdunu tercih ettim. –Fiyat bakımından gözle görülür bir fark var diğer siteler ile arasında- Neyse biraz çekinerek ve büyük bir heyecan ile alışverişimi tamamladım, beklemeye başladım.

Siparişi verdiğim gün Perşembe akşamı idi ve kitaplar cumartesi günü elimdeydi. Bu kadar hızlı olmasına şaşırmıştım. Yalnız kargo ile bir sıkıntım oldu. Adresi bulamamışlar-mış-mış. Telefonuma "kargonuz şubemize gelmiştir vesaire vesaire" mesajını alınca.. Gidip hemen şubeden alayım bari diye düşündüm. Günlerden cumartesi olunca kaça kadar açıktır bir sorayım düşüncesi ile aradım şubeyi. İlk aradığımda meşguldü, buradan açık olduğunu anladım ama sonra tekrar aradığımda baktım açan yok. Sanırım 8 10 kere aradım. Saat 2 civarı. İnternetten baktığımda 15:30'a kadar açık olduğunu okudum ve koştur koştur şubeye gittim. -Bu kadar ısrar ile aramamın sebebi, "bölgeye göre çalışma saatlerinin değiştiği" yazılması idi.O anda alamazsam hafta içi, işim yüzünden kargoya gitmem sıkıntı olacaktı- Peki, ne göreyim? Telefon başındalar ama sigara içip çene çalmaktan başka bir şey yaptıkları yok. O telefon çalıyor da açan yok. Tabi nefes nefese kalmanın siniri ve duruma gıcık olmamın verdiği etkiyle, 5 karış surat ile hallettim işlerimi ve çıktım oradan. Eve gelene kadar kargom ile aşk yaşadığım doğru, zaten öyle geçti sinirim.


23 Kasım 2016 Çarşamba

Death Parade / Anime Yorumu


Anime izlemeyi ne kadar çok sevdiğim herkesçe biliniyor artık. Ve bildiğiniz bir diğer konu olan vakitsizlik bu konuda da vurdu beni. Doğal olarak bende Kore dizileri ve animeler arasında mekik dokuyorum. –Uyuya kalmadığım zamanlarda- Bu yazıda bahsedeceğim anime, verdiğim araya ilaç gibi geldi. Ve anime özlemimi pekiştirdi. 


Konusu:
Öldükten sonra cennete ya da cehenneme gideceğimizi düşünürüz. Peki, buna neye göre karar verilir? Aynı anda ölen 2 insan asansör ile Quindecim adındaki bara gelmiştir. Nasıl geldiklerini ve neler olduğunu hatırlamazlar. O barda onları hakemler karşılar. Quindecim barının hakemi Decim.. Bu iki insanın nereye gideceğine karar vermesi için onlara bir oyun oynatır. “Ölüm oyunu” ve o oyunu oynamadan oradan çıkamayacaklardır.. Oynadıkları oyun sırasında –öldüklerini bilmedikleri için- hayatta kalmak için oyunu kazanmaya çalışırlar.  Yapacakları şeyler hangi tarafa gideceklerini belirler.

21 Kasım 2016 Pazartesi

The K2 / Kore Dizisi

 Son zamanlarda iş yoğunluğum yüzünden güncel dizi takip etmeye ara vermiştim. Şimdi ise yaşadığım yorgunluğa alıştığımdan mı yoksa dizi izlemeyi özlediğimden mi bilmiyorum tekrar takip etmeye başladım. Ama bence bunun asıl sebebi özlediğim oyuncuların yeni dizileri ile dönüyor olmaları. Bunlardan biri de Ji Chang Wook. Nam-ı diğer Healer. Healer dizisi ile gönlümüze taht kurmuş Chang Wook yeni bir aksiyon dizisi ile döndü. Hem aksiyon açlığımı bastırmak hem de Chang Wook özlemimi gidermek için -yine çevirileri bittikten sonra- başladım izlemeye.. 16 bölümlük olan dizi 12. bölüme geldiğinde başladım ve güncele yetişerek -yine- son 2 bölümünü beklemek zorunda kaldım. Olsundu, değerdi..  Söz konusu Chang Wook idi. -Şuraya bir de kafiye bırakayım.-

Konusu:
Kim Je Ha (Ji Chang Wook) -dizideki gerçek ismi bilinmiyor.- Eskiden Irak’ta görev yapmış paralı bir askerdir. Bazı olaylar sonucu ülkesine ihanet ile suçlanır ve kaçak durumuna düşer. Daha sonra Kore’ye döndüğünde yine bir takım olaylar sonucu yolu, başkan adayı olan Jang Se Joon (Jo Sung ha)’un eşi Choi Yoo Jin (Song Yoon Ah) ile kesişir. Geçmişinin intikamını alabilmek için onun yanında korumalık görevine başlar. İnterpol tarafından arandığı için ismi değiştirilir ve Kim Je Ha ismini, K2 lakabını alır. Başkan adayının herkesten gizlediği kızı Go Anna (Im Yoon Ah) da olaylara dahil olunca, intikam ve aksiyon dolu olaylar başlamış olur.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Mary And Max / Animasyon Filmi

Kendime vakit ayırdığım bir cumartesi gecesi, elime kahvemi alıp film arayışlarına koyuldum. Uzun zamandır animasyon filmi izlememiş olmanın üzüntüsü ile listemde olan, çok merak ettiğim Mary And Max filmini izledim. Ve çok sevdim. “Cumartesi gecesi hüznü” dediğimiz duruma çok yakışan, soğuk havalarda kahve ile size eşlik edebilecek, “animasyonlar çocuklar içindir yeaa” diyemeyeceğiniz bir yapım. Biraz acayip bir cümle mi oldu? Olsun, çünkü film de öyle hissettirdi.


Konusu:
Mary Daisy Dinkle Avustralya’da yaşayan, alkolik bir anneye, sorumsuz bir babaya sahip, sekiz yaşında bir kız çocuğudur. Ethel adındaki horozundan başka arkadaşı yoktur, yalnızdır. Postaneye gittiği bir gün, oradaki New York adres rehberini görür ve karıştırır. Horowitz soy adını garip bulduğu, New York'ta yaşayan Max Jerry Horowitz isimli adama mektuplar yazmaya başlar. Max, Manhattan'daki dairesinde yalnız yaşayan, ruhsal problemleri olan asosyal, obez ve Asperger Sendromu olan bir adamdır. 44 yaşındaki Max, Mary'nin mektubunu alır ve cevap yazmaya koyulur. İkilinin mektup arkadaşlığı başlar..

Mary And Max, Adam Elliot'ın yazdığı ve yönettiği 1.5 saatlik stop motion filmi. 2009 yapımı. Imdb puanı 8.2. Filmin toplam yapım süresi 5 yıl imiş.

“Gülümsemeyi kafaya takma. Ağzım neredeyse hiç gülmez. Ama bu beynimin içinde gülümsemediğim anlamına gelmez.”

15 Kasım 2016 Salı

Jealousy Incarnate / Kore Dizisi

Çevirilerinin bitmesini 14 gözle beklediğim ve dayanamayıp 20. Bölüme gelmeden başladığım, son 2 bölümünü de merakla beklediğim “Jealousy Incarnate” dizisini tamamlayıp geldim. –Ne uzun bir cümle oldu değil mi?- Dizinin beni bu kadar heyecanlandırmasının sebebi Gong Hyo Jin’in ve Jo Jung Suk’un yeni bir dizi ile ve beraber dönmüş olması idi. Gong Hyo Jin’i “It’s Okay Thats Love” dizisinden beri takip ediyorum ve ne yapsa izlerim diyorum. Ki hatun boş iş yapmıyor zaten, her biri –bence- ayrı efsane. Jo Jung Suk ise “Oh My Ghost” dizisinden bildiğimiz “Şeeeb.” Bence bu adam hep romantik komedi yapsın ama hep yapsın, onu izlemek öyle güzel ki. Bu dizi ile de bunu tekrar tekrar kanıtlamış oldu zaten. Dizi ile ilgili rengimi belli ettim gerçi ama önce konusuna geçip sonra detaylı yorumuma gelelim.


Konusu:
Pyo Na Ri (Gong Hyo Jin) saygın bir kanalda, sözleşmeli olarak hava durumu sunuculuğu yapmaktadır. Ve kanalın popüler haber sunucusu Lee Hwa Shin (Jo Jung Suk)’e 3 yıldır platonik olarak aşıktır. Bir türlü Lee Hwa Shin tarafından kabul görmeyen aşkı durulmuşken, Lee Hwan Shin’in yakın arkadaşı Ko Jung-Won (Go Kyung-Pyo) ile tanışır ve bu 3’lü arasındaki aşk savaşı başlar.

12 Kasım 2016 Cumartesi

Nothern Limit Line / Kore Filmi

 Geçtiğimiz cumartesi akşamı gemileri yakmış, art arda beklettiğim filmleri tüketeyim diyerek hazırlıklarımı yapmıştım. Daha önce gördüğüm ama izlemeye fırsat bulamadığım Yeonpyeong haejeon - Nothern Limit Line / Kuzey Sınır Hattı filmini izlemeye koyuldum. Türü itibari ile başıma neler geleceğini biliyordum lakin her şeyi göze alarak başladım izlemeye..
Konusu
“Yeonpyeong-do yaşanan gerçek bir hikâyeye dayanan, ülkeleri için cesaret ve sorumluluk gösteren genç askerlerin hikâyesi.”
–Alıntıdır.

8 Kasım 2016 Salı

Bukalemun Dünya

Bugün size bukalemun insanların yaşadığı o dünyadan bahsedeceğim. Renk değiştirir gibi insan değiştiren, bulundukları ortamın şeklini alan, dilleri boylarından daha uzun olan insanların yaşadığı dünyadan. Ben o insanların bu dünyada değil de; yaşadığımız gezende varlıklarını sürdüren, kendi isimlerini verdikleri dünyalarında yaşadıklarını düşünüyorum. Bu dünyada ki varlıkları sadece gösteri, şov yani.

Kalabalık insan ortamından hep kaçmışımdır. “Etrafında 2 3 kişi olsun sana yetsin” taraftarıyım. Karışık, kalabalık, karmakarışık ortamlara girdiğimde içim sıkılıyor. Çünkü insanların; onları sevdiğin gibi seni sevmediğini, onları düşündüğün gibi seni düşünmediklerini biliyorum. E, zaten çevrendeki 2 3 kişi bile “bazen” bunu beceremiyorken kişi sayısını çoğaltıp durumunu zorlaştırmaya ne gerek var? İnsanlardan kaçmak değil de uzak tutmayı seviyorum birde. Artistlik yapıp, şekil şükela ile kimseyi kendine düşman etmenin bir anlamı yok. Anlamı yok da.. Dostun olamayınca düşmanın olmak istiyor insanlar. Sende sonra kendini amaçsız bir savaşın içerisinde buluyorsun ne gerek var? 

5 Kasım 2016 Cumartesi

Madaari / Hint Filmi

En sevdiğim gün şüphesiz cumartesi.. Bunun en büyük sebebi doya doya film keyfi yapabiliyor olmam.. Hafta içi neler çektiğimi biliyorsunuz. Evet afacanlardan bahsediyorum. -Bu aralar seriyi de boşladım gibi, son gelişmeleri de yazacağım en kısa zamanda- Geçtiğimiz Pazar günü çok güzel bir mail aldım ve izlemem için Madaari filmi önerildi. Bütün hafta boyunca bugünü bekledim ve filmi az önce tamamladım. İyi ki bugünü beklemişim hafta içi o yorgunluk ile izlese idim bu kadar etkilenmeyecektim büyük ihtimalle.. Uzamaya başlayan sohbetimi keserek önce konusuna sonra da yorumuma geçiyorum.



Konusu:
Nirmal oğlunu bir köprü kazasında kaybetmiştir. Bu kazanın sorumlularını bulmak ve onlardan intikamını almak için bakanın oğlunu kaçırır. Gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını isteyen Nirmal, bakanın oğlu ile birlikte hedefi doğrultusunda ilerlemeye başlar..



Kulağa inandırıcı geliyor ama dinlemesi üzücü bir hikaye..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...