31 Aralık 2016 Cumartesi

Mutlu Yıllar!

Haftanın en sevdiğim günü olan Cumartesiden merhaba!
Cumartesi günlerim film köşesine ayrılsa da.. Yılın son günü olması sebebi ile sohbet edelim az biraz istedim. 2016’nın getirdikleri, götürdükleri ve 2017’nin getirecekleri..


2016 yılına ailecek –her sene yaptığım gibi- girmiştik. Hatta gecenin 3’ünde o yağan güzel karın altında oynayarak geçirmiştik ilk saatlerini de.. Güzeldi hem de çok. Ailecek eğlendiğimiz unutulmaz anlarımızdan birisi idi. Güzel geçen günler de oldu kötü geçen günlerde.. Yılın en kötü anları annemin türlü hastalığı olduğunu öğrendiğimiz zamanlardı.. -Şükür ki şimdi çok daha iyi-Güzel anılarım ise hep dostlarım ve ailem ile.. –Bu ikiliye ne kadar bağlıyım bilirsiniz- “İyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu..” Blogumu 2016’da açtım mesela.. Verdiğim en güzel kararlardan biri idi. Paylaşmak, aynı şeyleri hissettiğin insanlar ile tanışmak. Çok özeldi. –Hala aynı şeyi söylüyorum. İyi ki!- Güzel bir de işe başladım. Anaokulu durumları.. –bunu yine biliyorsunuz tabi- Birbirinden çok sevdiğim melekler ile geçirdim yılın 6 ayını.. Yeni insanlar ile tanıştım. Arkadaşlar ile.. Bloggerlar, öğretmenler.. Çok sevdiklerim de var sadece insan oldukları için “saygı duyduklarım” da.. Yine de büyük pişmanlık yaşamadım şükür ki.. Birde 2015’den 2014’den selam vermek isteyen insanlar vardı.. Tabi geçmişte olan geçmişte kalırdı.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Psikiyatrist / Kitap Yorumu

Kitap yurdundan yaptığım alışverişler çoğaldıkça kitap yorumlarım da artıyor ve durum beni fazlasıyla mutlu ediyor. Bugün yazacağım kitapla ise çok başka bir hikayem var. Bir gün sevgili dostum Nilepp ile kitapçıda gezerken 2 kız geldi yanımıza, baktığımız kitaplar üzerine sohbet ettik biraz.. Birbirimize kitap önermeler, gülüşmeler derken Psikiyatrist kitabını önerdi bana.. Bende ilk fırsatta alacağımı söyledim ve aklımın bir köşesine yazdım. Daha sonra blogda gezerken Sevgili Zoka’cığımın bu kitabı yazdığını görmüştüm ve iyice heyecanlanmıştım. Sonra ise Bi Poşet kitabın da yazdığını görünce.. Tamam dedim, bekle beni geliyorum! Kitabın siparişini vermem yine biraz sürdü tabi ama.. En sonunda kitabıma kavuştum ve aşkımı yaşadım. 2 okumada bitirebildiğim için de ayrıca mutluyum.

 "Kimseye inanma.
Kendine bile güvenme.
Gerçeği arama.
Gerçek seni bulacak."
Yazar:Wulf Dorn
Sayfa Sayısı: 416
Tür: Psikoloji / Gerilim

Konusu:
Psikiyatrist Ellen Roth, sevgilisi Chris’in tatile gitmeden önce ona bıraktığı hastası ile ilgilenmek zorunda kalır. Hasta şiddet mağduru bir kadındır ve Kara Adam isimli biri tarafından bu hale getirildiğini iddia eder. Daha sonra gizemli bir şekilde, yüksek korumalı hastaneden hiçbir iz bırakmadan kaybolur. Dr. Ellen, hastasının ve kendi hayatını kurtarmak için psikolojik bir savaşa girer.

26 Aralık 2016 Pazartesi

Seçkinler ~1

Bugün uzun zamandır yapmak istediğim bir şey yapıp, dinlemekten keyif aldığım şarkılardan bahsedeceğim biraz.. Müzik konusunda net bir çizgim yok. Kulağıma güzel gelen her müziği; dilini, türünü ayırt etmeden dinlerim. Sadece önceliğim sakin olması.. Tabi o ruh halime göre değişiklik gösterebiliyor. Genellikle huzur içinde geçse de şarkılar kulağımdan, bazen o an ki duruma göre “hadi delirelim” moduna dönebiliyor. Çekmekten keyif aldığım fotoğraflarım ile birlikte sizlerle de paylaşayım bu şarkıları.. Bugün 5 tane olsun, daha sonra seriye döner belki.. Mesela..



Yeni keşfettiğim ve çok sevdiğim..
 
"You are the light
Song of my life
You always lead me
You are the voice inside"

24 Aralık 2016 Cumartesi

İnside Out- Ters Yüz / Animasyon Filmi

Geçtiğimiz Çarşamba günü daha önce yazılarımda bahsettiğim en yakın -14yıllık- dostumun doğum günüydü. Bu güzel günü fırsat bilerek ufak bir sürpriz yaptım ve kapısını çaldım. Ertesi gün işe gidecek olmamıza rağmen “Ters Yüz” filmini izlememi önerdi ve başladık izlemeye.. Zaten listemde olan bu filmi keyif ile izlerken.. Tüm gün çocuklar ile savaşmanın yorgunluğuna yenilip devamını getiremedim.. Dün gece ise filmi tekrar izleyip tamamladım. Keşke direnip hepsini izleseymişim.. Çünkü bayıldım!


Konusu:
Riley hokey oynamayı, ailesini ve arkadaşlarını seven mutlu bir çocuk olarak büyüyor. Bir gün çok sevdiği şehirlerinden taşınıp başka bir yerde yaşamaya başlayınca.. Yaşanan bu büyük değişiklik Riley ve 5 duygusu -Neşe, üzüntü, korku, öfke ve tiksinti- için kaosa sebep oluyor. 5 duygunun ve  Riley’in bu kaos ile savaşına şahit oluyoruz.
Film konuları yazmak benim için öyle zor ki.. Aman spoilere girmeyeyim diye bir taklalar, bir manevlar.. Ama oldu gibi sanki.

“Hiç birine bakıp aklından neler geçiyor diye merak ettiniz mi?”

22 Aralık 2016 Perşembe

Türk Seri Katiller / Kitap Yorumu

Uzun zaman önce okuduğum ama yazısı şimdiye nasip olan Türk Seri Katiller kitabından bahsedeceğim bugün.. Polisiye vakalar, çözülemeyen cinayetler, seri katiller.. Her zaman dikkatimi çeken bir konu olmuştur. Türk seri katiller kitabı ise sıkça adını duyduğum ama okuma fırsatını bir türlü bulamadığım bir kitaptı. Daha sonraki kitap alışverişime ilk sıradan ekledim ve okumaya başladım. İlk okuduğuma biraz gerildiğimi ve elimden bıraktığımı itiraf edeyim. Çünkü bir senaryoyu değil gerçekleri okuyorsunuz. Ki kitabın sonunda yer alan belgeler de bu durumu kanıtlıyor. Daha sonra çekingenliğimi bir kenara bırakıp kitabı bitirdim. Benim için ilginç bir yolculuktu..


“Türkiye’de seri katil yok. Bizden seri katil çıkmaz!”

Kitapta; 1960 yılından beri Türkiye de gerçekleşen, kimliği, cinayetleri bilinen 21 seri katil ve kimliği bilinmeyen 2 seri katil yer alıyor. Katillerin iç dünyaları, cinayetleri neden işledikleri, hareket şekillerini detaylı bir şekilde anlatıyor. Biraz da “Türkiye’de seri katil yok. Bizden seri katil çıkmaz” sözüne cevap olarak yazılmış bir kitap. Çünkü tokat gibi veriyor kanıtları ile cevabını..

19 Aralık 2016 Pazartesi

Zankyou No Terror / Anime Yorumu

İzlediğim güncel diziler bitmiş olduğundan beklettiğim animelere sarmış durumdayım. Çeviri bekleme derdinin olmaması ve bölüm sürelerinin 22-25 dakika kadar olması sebebi ile su gibi gidiyor efenim. Ama bazıları su gibi değil yumruk gibi kalıyor boğazınızda.. Bugün yazacağım anime ise o animelerden.. En sevdiklerimden, en özellerinden..


Türü: Psikolojik, Gerilim, Dram
Bölüm Sayısı: 11

Konusu:

Tokyo da halkın güvenliğini tehlikeye atacak önemli saldırılar başlar. Saldırıları yapan Sphinx grubu (9 “Nine” ve 12 “Twelve”) video yükleme sitesinde eylemden önce video yayınlarlar. Ve bu videoda polis teşkilatına bir bilmece bırakırlar. Çözebilirlerse cevap onları bombanın olduğu yere götürecektir, çözemezler ise bomba patlayacaktır. Sphinx grubu neden kurulmuştur? Nine ve Twelve kimdir? Polis Teşkilatı saldırıları önleyebilecek midir?

13 Aralık 2016 Salı

Moon Lovers / Kore Dizisi

Bir dizi izledim, bin ayrılık yaşadım. Sanırım benim için dizinin tam tanımı budur. Daha iyi nasıl izah edebilirim bilmiyorum, çünkü yaşadığım ayrılıklarda kalbimi orada bırakmışım gibi hissediyorum. Bir dizi için bu kadar edebiyat yapmaya gerek var mıydı derseniz.. Evet, vardı. Çünkü ben izlerken, diziyi değil bir hayatı izliyormuş gibi hissettim. Bir kitabı okur gibi.. Ve tartışmasız benim için efsane diziler listesine girdi. Hem de ilk sıralardan.. Dizi içerisinde 3 5 dakikalık da olsa atlamalar yaparım –sıkıldığım yerlerde- lakin burada bırakın atlamayı gözümü kırpmadım. Bir ara komple gözlerimi kapatmış olabilirim oda ağlamaktan! Diziyi haftalar önce bitirmeme rağmen yazısını ancak yazabiliyorum çünkü dizi ile ilgili kelimeleri daha yeni toparlayabiliyorum..

Konusu:
Go Ha Jin (IU) hayatından bunalmış kötü bir döneminde olduğu sırada, göl kenarında ufak bir çocuğu kurtarmak için suya atlar. Bu sırada güneş tutulması olur ve kendisini geçmişe, Goryeo Hanedanlığı zamanına gitmiş vaziyette bulur. Burada ki ismi Hae Soo olmuştur. Gelecekten gelen Hae Soo’nun o dönem ile mücadelesi, prensler arasındaki taht savaşları ve aşk-ları anlatılmaktadır.

Genel yorum yaptıktan sonra spoiler olarak çenemin bağlarını açacağım, bilginize..

Genel yorum:
Diziye başlamak konusunda kararsızdım. –tarihi dizi olması sebebi ile- Çünkü tarihi dizilere başlayıp bir şekilde sonunu getiremiyorum. Bknz: Jackpot. Bir şekilde dizinin içine çekilmem lazım. Heh işte Bende Hae Soo gibi bu dizinin içine çekildim. Dizi ile ilgili o kadar güzel yorumlar okuyup öneriler aldım ki daha fazla dayanamayarak başladım. Sonra kendimi sabah gözleri şişmiş vaziyette işe giderken buldum. –Geçmiş olsundu-

10 Aralık 2016 Cumartesi

Ae Dil Hai Mushkil / Hint Filmi

Hafta sonu film yazısında bugün; haberlerini gördüğümde kalbimi kıpır kıpır eden “Ae Dil Hai Mushkil” filmi var. Filmin fragmanını izlediğimde ve oyuncu kadrosunu beraber gördüğümde mutlaka izlemeliyim bu filmi diyerek başlamıştım beklemeye.. Bu sakin ve güzel cumartesi gününü fırsat bilip yaklaşık 1 saat önce bitirdim filmi.. Konusundan bahsettikten sonra detaylı yorumumu yapayım.

Konusu:
Ayan (Ranbir Kapoor) ile Alizeh (Anushka Sharma) sevgilileri ile kavgalı oldukları bir günde barda tanışırlar. Bu günden sonra dostlukları başlar. Alizeh için aralarındaki ilişki dostluk, Ayan için ise aşktır. Ama Ayan bunun farkına varmaz. Daha sonra fark ettiğinde ise onu kaybetmemek için hislerini saklar. Hislerini ona açıklamaya karar verdiği zaman ise reddedilir ve uzaklaştırılır. Alizeh yıllar önce sevdiği Ali (Fawad Khan) ile karşılaşır Ayan ise şair Saba (Aishwarya Rai) ile tanışır ve olaylar gelişir. -Replikler spoiler içerebilir.-

8 Aralık 2016 Perşembe

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu-teb

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Kitap Yorumu

Bu haftanın kitabı; yarım saatte bitirdiğim ama etkisi günlerce süren “Bilinmeyen bir kadının mektubu” kitabı.. İsmini sıkça duyduğum, adından bile etkileneceğimi anladığım bir kitap. Öyle de oldu. Kısacık ama sizi etkisi altına alan bir anlatıma ve konuya sahip..

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig

Konusu:
Tanınmış yazar R, 41. Yaş günü gelen postalarını kontrol ederken içinde “adresi ve göndereni belli olmayan” bir mektup olduğunu fark eder ve okumaya koyulur. “Sana, beni asla tanımamış olan sana” hitabıyla başlayan mektup, R’nin bilmediği gerçekleri gün yüzüne çıkaracaktır..

“Seni sen kim isen o olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve şimdi de hala kimsen o halinle seviyorum.”

5 Aralık 2016 Pazartesi

Yenilendim, Yine! :)

Ara bilgilendirme yazısı ile döndüm. Uzun zamandır yapmak istediğim değişikliği nihayet yapabildim. En son yaz aylarında çiçekler açtırdığım blogumun, temasının değişme vakti gelmişti.. Bütün gün yorgunluktan ölerek çalışan benim için saatlerini bilgisayar ekranına ayırarak çizimler yapmak o kadar kolay değil artık.. Çünkü ya uyuyakalıyorum ya da sallıyorum, bir ertesi güne.. Yine de yapabildiğim en hızlı sürede son haline getirdim. Sanırım ufak tefek bir iki değişiklik dışında çok dokunmayacağım. Birde sıkça sorduğunuz ve benim çok mutlu olduğum bir konu var. "Temanı nasıl yaptın?" Yada "Hazır tema mı kullanıyorsun?" tek tek cevaplar da veriyorum ama genel olarak şöyle belirteyim. Adobe illustrator programında çizimlerimi yapıp hazır temalara uyarlıyorum. Hiç tema indirmedim, hep hazır olanları düzenleyerek bu hale getirdim. Kod kısmına gelirsek o konuda profesyonel değilim.-Her ne kadar lise de web tasarım okumuş olsam da- Ama araştırarak yapabildiğim kadarıyla bu hale getirdim. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...