16 Şubat 2017 Perşembe

Goblin / Kore Dizisi

Selam! Haftalar önce final yapmasına rağmen yazısını yeni yazabildiğim Goblin dizisi ile geldim bugün. Yine kendime bir güzellik yapıp diziyi güncel izlememiş, çeviri bekleme sorunu yaşamamıştım.  Bu arada da sosyal medya hesaplarımdan uzak durmaya spoiler yememeye çalıştım. Ama ne mümkün? Çok sağlam spoilerler yedim ve dizinin bütün büyüsü 13. Bölümdeki sahne gibi oldu. İzleyenler o meşhur final sahnesini hatırlayarak ne demek istediğimi anlayacaktır. O sahneyi de yemiştim spoi olarak.. O zamandan beri herhangi bir diziye başladığımda sosyal medya hesaplarıma girmiyor, instagram hesabımda keşfetlere dalmıyorum efendim.  Neyse. Dizi ile ilgili en büyük sorunlarımdan birini anlattığıma göre konusundan bahsederek yorumuma geçeyim.


Tür: Romantik, Dram, Fantastik
Bölüm Sayısı: 16

Konusu: Korumaya ant içtiği Goryeo kralı Wang Yeo tarafından haksızlığa ve ihanete uğrayan General Kim Shin (Gong Yoo), adamlarının ve kız kardeşinin öldürülüşüne şahit olur. O da oracıkta öldürülür. İhanete uğraması sebebiyle güçlü bir intikam arzusu vardır ve bu sayede Goblin’e dönüşür. Goblin’e dönüşmesinin hediyesi özel güçleri olurken, sonsuza kadar yaşayarak sevdiklerinin ölümüne şahit olacak olması da bu durumun laneti olur.  Lanetine son verebilmek için ise; kayıp bir ruh(hiç doğmaması gereken bir kişi) olan Goblin’in gelinini (Kim Go Eun) bulması ve gelinin, Goblin’in kalbine saplanmış olan görünmez kılıcı çıkarması gerekmektedir. Birde hafızasını kaybetmiş bir ölüm meleğimiz (Lee Dong Wook) var. Ve bu kayıp ruhu bulmak için sürekli bir araştırma içerisinde.. Bir gün buluyor da ama o sırada Goblin ile de tanışıyor. Bazı tesadüfler sonucu Goblin ile ölüm meleği aynı evde yaşamaya başlıyor. Ve hikaye şekilleniyor..

Detaylara girmemek adına kendimi tutmaya çalışsam da en fazla bu kadar yapabiliyorum sanırım. Spoiler yemenin dayanılmaz acısını bildiğimden fazla derinlere inmedim. Ama en sonda belirterek spoilerli yorum da yapacağım.

“O adam; su ateş ve rüzgardı. Aydınlık ve Karanlık. Ve bir zamanlar insandı..”


General Kim Shin yani Goblin karakteriyle Gong Yoo ‘yu izliyoruz. Ölümsüz hayatı ona o kadar zor geliyor ki.. Sevdiği insanların ölümünü görüyor sürekli ama kendi ölümü gelemiyor bir türlü.. Umutsuzca kılıcı çıkaracak olan gelini beklerken hiç ummadığı bir şey oluyor ve aşk da geliyor beraberinde.. Sevdiği kadın için yaşamak istemesi ve sevdiklerinin ölümünü görmeyi artık kaldıramayacak olması sebebiyle hayatına son vermek istemesi.. Bütün bu duygular Goon Yoo tarafından bize şahane aktarıldı. Şebeklikleri, yakışıklılığı, mimikleri, korumacılığı, yaşadığı acıları, gülümsemesi.. Her şeyi dört dörtlüktü. 


Ekranda izlemeyi özlemişim gerçekten. Diziden önce en son “Train o Busan” filminde izlemiştim sağ olsun bolca gözyaşı döktürmüştü. Goblin unutulmayacak bir karakter olduysa bu Gong Yoo sayesindedir. Hemen yukarıya dizide Gong Yoo'nun kendi filmi Train to Busan filmini izlerken verdiği tepkiyi de ekliyorum. Verdiğimiz tepkiler benzermiş :D   


Goblin’in Gelini Eun Tak karakterini Kim Go Eun canlandırıyor. Normalde annesinin karnında iken ölmesi gerekiyor lakin bir şekilde ölümden kaçıyor ve bu durum sayesinde kayıp ruh ilan ediliyor. Kayıp ruh olması sebebi ile hayaletleri görebiliyor. Bu sayede de Azraili gördüğü anda izini kaybettirerek kaçıyor. 10 sene kadar.. Sonrasında ise yaşanan gelişmeler onları aynı evde yaşamak durumunda kalıyor. 19 yaşında bir lise öğrencisi. Cesur ve iyimser bir kız. Kim Go Eun’u ilk defa Cheese ın the trap dizisinde izlemiş, sevmiştim. Karakterin yaşadığı hisleri çok iyi aktarabildiğini düşünüyorum. Go Eun’un diziye Gong Yoo’nun önerisi ile dahil olduğunu okudum. Adam işi biliyormuş işte. Diziye göre aralarında uçurum (920 yaş kadar) bir yaş farkı olsa da çok uyumlulardı. -Liseli hali değil de yetişkin halindeki karakteri ile- Beraber izlemekten keyif aldıklarımız listesindeler benim için.  

"Ölümsüz yaşantımın bir ceza olduğunu unutmuşum"


Ölüm meleği karakteri ile karşımıza çıkan Lee Dong Wook’a gelecek olursam.. Birinin ölüm meleği olması için çok büyük bir günah işlemek zorunda olması gerekiyormuş. Ve bizim Azrail de geçmiş hayatında öyle bir günah işlemiş ki.. Bunu izledikçe öğreneceksiniz tabi ki spoiler vermeyeceğim. Ölüm meleği olması sebebi ile de geçmiş hayatını hatırlamıyor yani anıları yok, neden ölüm meleği olduğunu bilmiyor. Azrail karakteri için daha iyi bir oyuncu gelmiyor aklıma. Bembeyaz yüzü, doğuştan kırmızı dudakları ile Lee Dong Wook şahane bir aday. Bu rol için kendisinin ısrar ile görüşme yaptığını okudum. Öyle inanmış ki diziye ve karaktere. Bence çokta iyi yapmış şimdi bakınca.. O olmazsa cidden Azrail Goblin ikilisi böyle mükemmel olamazlardı. Oyuncuyu daha önce Scent of a woman, Hotel King dizilerinde izlemiştim. Özellikle Scent of a woman dizisinde öyle bir tango sahnesi var ki.. Neyse konuyu dağıtmayayım.


Oyuncuya ek olarak bahsetmek istediğim bir şey var ki oda giydiği kıyafetler. Stilisti gerçekten tebrik etmek gerek. Öyle şeyler seçmişti ki Azrail için ve Dong Wook da şahane taşımıştı. Normalde kıyafet yorumlarında bulunmam ama bu cidden aklımda kaldı. Hemen yukarıda örneklerini de sizin için derledim.

  
Son olarak Sunny karakteri ile Yoo In Na var. Karakterin gerçek ismi Kim Sun lakin kendisi ışıl ışıl parlayan şeyleri sevdiğinden kendisine Sunny diyor. Bir tavuk dükkanının sahibi. Eun Tak’ın dükkanında yarı zamanlı çalışmaya başlaması ile bizimkilerin (evet bizimkiler) hayatına dahil oluyor. Yada belki de daima oradaydı.. Erkeklerin ilgisini anında çekebilecek bir güzelliği var. Bir gün aynı yüzüğe vurulmaları sayesinde Azrail ile karşılaşıyor ve hikayeleri başlıyor. Yoo In Na gerçekten çok güzel bir kadın. Sadece beğenirdim normalde pek bayıldığım bir kadın değildi bu diziyle düşüncelerim değişti diyebilirim. Hala her dizisini izlerim demesem de takip ederim diyorum.
  

“Bir nesnenin büyük bir kütlesi olması için illa da iri olması gerekmez. Menekşe kadar küçük olan bir kız.. Çiçek yaprakları gibi oradan oraya giden bir kız.. Dünyanın kütlesinden daha büyük bir güçle beni kendine doğru çekiyor. Tam o esnada Newton’un elması gibi durmaksızın ona rastlayana dek yuvarlanıp durdum. Küt sesiyle.. Küt küt sesiyle.. Yüreğim yer ile gök arasında baş döndürücü bir sarkaç gibi gidip geliyordu.
 İlk aşktı o."

Karakter ve oyuncu tanımları dışında bir şeyler söylemem gerekirse.. Dizinin ilk bölümleri 1.5 saat. Uzun diye düşünmeyin su gibi gidiyor çünkü ilk bölümler şahane. Dizinin kurgusu mekanlar çekimler ses ışık.. Her şey özenle çalışılmış olduğunun birer kanıtı. Görsel açıdan çok şey sunuyor bize dizi. Kalitesi en başından belli oluyor yani.. Gerçekten büyüleyici bir özelliği vardı sahnelerin.. Birde ostları var ki.. Hepsi birbirinden iyi. Birkaç örnek verecek olursam.. Crush – Beautiful, Sam Kim – Who are you, Lasse Lindh Hush.. Bu ostu ilk dinlediğimde “evet bu özel ses tonunu hatırlıyorum” diyerek anılarım canlanmıştı.. Angel Eyes dizisinde “run to you” ostunu seslendirmişlerdi. Onu da çok sevmiştim.  


Dizi hakkındaki genel düşünceme gelecek olursam.. Aşırı sevenleri olduğunu biliyorum ama beni çok fazla etkilemedi ne yalan söyleyeyim. Yani bir Moon Lovers kadar ağlamadım veya etkilenmedim. Ya yanlış bir zamanda izledim ya da yediğim spoilerler bütün hevesimi aldı götürdü. Diziyi bütün olarak değil de sadece sahneleri, oyuncuları ve karakterleri hatırlayacağım. Fantastik dizi kategorisinde ilk sıralarda önereceğim ama tekrar tekrar izlemeyeceğim.. Belki yıllar sonra doğru zamanda izler farklı hissederim. Ama bütün olarak baktığımda böyle hissediyorum.


Senaristin diğer dizisi Dots da da böyle hissetmiştim. Diğer dizilerinden olan The Heirs şahane değildi ama sevmiştim. Secret Garden ve A gentleman's Dignity dizilerinin ise unutulmaz olduğunu düşünüyorum. 

Büyük Spoilerli yorum.


Azrail ve Goblin’in çocuk gibi sürekli atıştığı, yemek masasında “hadi özel güçlerimizi kapıştıralım” tarzında yaptıkları kavgalar, Eun Tak’ın mumu her üflediğinde Goblin’in yanı başında olması dizinin en güzel ayrıntılarındandı.  

13. Bölümde Ji Eun Tak’ın Goblin için ağladığı sahne feci şekilde yaralayıcıydı. Hem durumun ciddiyetini bildiğimizden hem de hatunun efsane oyunculuğundan.. Hatunun ağlayışı Goblin’in ona bakıp gülüşü.. Ve birde Goblin’in çay evinde Eun Tak’ı uğurladığı sahne.. Oyunculuk falan değildi, gerçekti. Ben baya baya iki sahnede de gerçekten sevdikleri ölmüş de öyle ağlıyorlar diye düşündüm.  Dizinin unutulmaz sahnelerinden ikisi idi şüphesiz.

sen havalı havalı gel. Sonrası.. :D

Birde finali ile ilgili bir şeyler söyleyecek olursam.. Bu sona mutlu son diyemeyiz değil mi? Olabilecek en iyi sonlardan birisi idi. Ama derinlemesine düşününce mutlu son değildi.  Ne yani? Eun Tak yine bir süre sonra ölecek Goblin onun ölümünün yasını tutacak sonra yeniden reankarne olacak olacak ve bu durum 3 kez tekrarlayacak.. Sonrası? Final Eun Tak’ın söylediği hüzünlü aşk tanımının karşılığıydı sanırım. Yine de.. Ne bileyim.. Bu Goblin’e yazık değil mi? Ben yazıyor olsaydım bu kadar zorlamaz: 3 reankarne sonrasını gösterir, yaşlanmış ve ölmek üzere olan Eun Tak kılıcı çeker Goblin ile beraber huzura kavuşmuşlarken gösterirdim. Böyle olurdu yani büyük ihtimal bizde huzur içinde veda ederdik diziye. Zaten dizi içerisinde çok fazla beynimiz yanmışken finalde kasmazdım. Ya bu Goblin size ne etti? Adamı hep yalnız bıraktınız.. Yalnızlığın en hüzünlü tanımını Goblin yaptınız..

“+Benim kim olduğumu biliyor musun?
-Goblin'in ilk ve son gelini."

Son söz olarak.. En sağlam, en kaliteli yapımlardan birisi. Yıldız topluluğu olan kadrosu için bile izlenebilir. Sadece benim düşüncelerim çok olumlu değil yine de izlediğime pişman değilim. Çoğu izleyiciden farklı düşünüyorum büyük ihtimalle ama benim hislerim bu yönde.. Zaten yazıyı çok uzun tuttuğum için sıkmamak adına yazacak çok fazla şeyim olmasına rağmen yazmayacağım. Ama dedikodusunu döndürmek isteyen arkadaşlara kapım açık beklerim efendim. Esen kalınız.


Gifler Tumblrden alıntıdır.

8 yorum:

  1. Güzel bir diziye benziyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel diziydi, umarım keyif alırsın izlersen^^

      Sil
  2. Söylediklerinin pekçoğuna katılıyorum ama ben goblinle başrol kızımızı hiç yakıştıramadım. Aralarinda abi kardeş ilişkisi varmış gibiydi hiç aşık bir çift olarak göremedim tabi 920 yaş fark da az değil şimdi onu da gözardı etmeyelim�� dizide çok iyi, hic unutmayacağım bir ilişki varsa o da goblin-ölüm meleği arasında olandi��açarsam onların sahnelerini açıp izlerim:D
    Ah ah bi secret garden bi GD gibi bir dizi daha olur mu bilmem. Ne izlesem bunların yerini doldurmuyor. İnşallah daha da iyilerini yaparlar da izleriz.sevgiler��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende ikisini hatunun yetişkin versiyonu ile yakıştırabildim. Diğer türlü çocuksu kalıyordu da yetişkin halinde daha uyumlulardı. :) Kesinlikle, o ikisi için ayrı bir dizi yapılabilir bile çok tatlılardı :D O iki efsane gibi dizi gelir mi bende bilmiyorum ama dilerim gelir bizde görebiliriz.. Yorumun için çok teşekkür ederim, çokça sevgiler

      Sil
  3. Ben spoiler yememek için sosyal medyaya girmiyorum ama kardeşim sağolsun geliyor bana anlatıyor kendi spoiler yiyince bari tek başıma yıkılmıyım diyip bana anlatıyor, tam delirmelik :D
    Oyuncular çok efsaneydi ama dediğin gibi dizi o kadar da abartılacak bir yapım değildi , farklıydı ve çok kaliteliydi ayrıca da izletti kendini ama arada mantık hataları vardı :D
    mesela kılıç çıkınca tamamen ölüp cezasının bitmesi gerekmiyor muydu ama geri döndü ve yine goblindi bu çok saçma geldi bana . Birde bence senaristin goblinlere karşı gıcığı var yoksa niye öyle çektirsin süründürtsün ya :D
    Yazın çok güzel olmuş eline sağlık okurken çok eğlendim , düşüncelerimiz nerdeyse aynıydı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o aralar neden bilmiyorum ama giriyordum sosyal medyaya biraz vaktim vardı sanırım. Sonra sağlam sağlam spoilerleri görünce.. Telefonumdan sildim hatta facebook uygulamasını girersem bir şeyler görürüm diye :D Çok sevenleri de var sevenleri de.. Sanırım biz sevenlerden oluyoruz. :D Şuanda bile yorumlarken dizinin etkisini hatırlayamıyorum.. Bir iz bırakmadı bende yani. Senarist ekşın olsun diye başka yollara saptı sanırım kılıç mevzusunda. Başka bir açıklaması yok :D Öyle güzel adamı nasıl üzdü -_- Çok teşekkür ederim canımcım yorumun için aynı fikirde olduğumuza çok sevindim :))

      Sil
  4. bende baya spolar yedim bu diziye daha başlamadan... çevirisi tamamlanan dizi takip edemiyorum illa bitsin diye beklerim oyüzden bu da bitsin diye bekledim ve yediğim spolardan ötürü biraz ara verip izledim.. yorumlarını sevdim güzel özetlemişsin ellerine sağlık:) izlediğim en iyi sondu dedğim bir dizi finali hatırlamıyorum neredeyse kore dizilerinde sonunu pek beceremihyorlar:))) inançlar gereği baya zorlanarak izledim diziyi onları çıkarırsak genel anlamda baya iyiydi senaryosu... ama sonu benim için etkileyici değildi ..yani şimdi eun tak öldü reenkarne oldu aynı yaşta aynı duygularla geri geldi o yaşa kadar neredeydi :D diğerleri niye başka kimlikte reenkarne oldu?? aklımda deli sorularrr :D :D :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende bitmeden izleyemiyorum artık.. Bitmesini beklerken de yiyoruz maalesef. Bu yüzden sosyal medyadan uzak duruyorum diziye başladığım zamanlarda :D
      Kore dizilerinde diziyi finale kadar taşıyıp finalde çökertmek gibi bir huyları var. Çok sağlam final yapan dizi sayısı çok az. Nedenini bende bilmiyorum, "kesin bir son diyemeyiz hayat devam ediyor" mantığıyla mı çalışıyor final kafaları nedir anlamıyorum. :DD
      Dizi kalite kokuyordu tartışmasız ama söylediğin gibi senaryo da çatlaklar vardı ve benimde bir sürü soru işaretim var ama soramıyorum. Takılmadan izleyip geçtim :DD

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...