21 Mart 2017 Salı

Beauty and the Beast / Yabancı Dizi

Selam! Bugün yeni bir dizi yorumu ile geldim. Kore dizileri izlemeye başladığımdan beri yabancı dizilere ara vermiştim. (Diyeceksiniz ki Kore dizileri de yabancı dizi kategorisine girmez mi? Tabi ki girer ama ben anladığınız üzere ingiliççe dizilerden bahsediyorum. ) Şuanda izlediğim Kore dizileri gibi o zamanda o dizileri izliyordum deli gibi. Chuck, Merlin, CSI, The vampire Diaries, The Originals vesaire. Sonra iki kültürü aynı anda idare edemedim tabi yeni bir dünya olan Kore dizilerine takılı kaldım. Son zamanlarda ise durum tersine döndü. Bunun sebebi Kore dizilerine duyduğum heyecanın biraz azalmış olması. Ve biraz da bölümleri biriktirmek istiyor olmam tabi. Hal böyle iken bende yeni ufuklara gözümü dikip dizi avına çıktım ve gözüme Beauty and the beast yani Batb dizisini kestirdim. Bölüm sayısı başta korkutsa da gözümü kararttım. Ve şansıma 2016da final yapan bir dizi çıktı yeni yani. Bende bütün bunlar bir işaret olmalı diyerek başladım izlemeye..


Tür: Romantik, Bilim kurgu, Polisiye
Bölüm Sayısı: 4 sezon toplam 70 bölüm

Konusu: Dedektif Catherine Chandler (Kristin Kreuk) NYPD(Newyorkpolisdepartmanı) de çalışan bir cinayet dedektifidir. Yıllar önce annesinin 2 silahlı adam tarafından öldürülüşüne şahit olmuştur. Kendisi de o sırada öldürülecek iken bir şey onu kurtarmıştır. Kimse ona inanmaz ama o kurtarıcısının bir hayvan olmadığına emindir. Yıllar sonra Catherine ortağı Tess (Nina Lisandrello) ile birlikte bir dava üzerinde çalışırken ipuçları onları yıllar önce Afganistan da ölmüş olan Vincent Keller’a (Jay Ryan) yönlendirir. Bu dosyanın peşini bırakmayan Cat, kendisini yıllar önce kurtaranın o olduğunu öğrenir. Vincent, amaçları kusursuz süper askerler yaratmak olan bir grubun deneyleri sonucunca “canavara” dönüşmüştür. Öfkelendiğinde, adrenalini arttığında canavara dönüşmektedir. Bunu tüm dünyadan gizleyerek 10 yıl boyunca gizli bir depoda çocukluk arkadaşı Jt (Austin Basis) ile beraber yaşar. Cat’in bir davadaki ipucu sebebiyle ona ulaşması sonucu Cat tarafından deşifre olur. Cat annesine olanları öğrenmesine karşılık Vincent’in sırrını saklayacağına söz verir ve aralarındaki ilişki gelişir. Bu ilişkinin ne kadar tehlikeli olduğunu ise ilerleyen zamanlarda öğreneceklerdir.

18 Mart 2017 Cumartesi

Becoming Jane / Yabancı Film

Geçtiğimiz cumartesi akşamı evdeki yalnızlığımı değerlendireyim de şöyle en romantiğinden bir film izleyeyim düşüncesi ile listedekileri karıştırırken.. Becoming Jane yani Aşkın kitabı filmi ile karşılaştım. Dönem filmleri, kitapları ile pek aram olmadığı beni okuyan, tanıyan dostlarımca bilinir. Halbuki en güzel zamanlar o zamanmış.. 2007 yapımı bu filmi daha fazla bekletmeyeyim artık diyerek başladım izlemeye. Konusu gerçek bir hikayeye dayanıyor. İngiliz yazar Jane Austen'in eserlerine ilham olan tutkulu gençlik aşkı beyaz perdeye aktarılmış. Jane Austen'ı hiç okumadığım gerçeğini itiraf edeyim. Büyük bir kayıpmış.. Aşka böylesine sadık bir kadına mutlaka vaktimi ayırmalıymışım. Bir gün mutlaka. Filmin konusuna gelelim hemen.
Tür: Biyografi, Romantik, Dram
Imdb: 7.1

Konusu: Jane Austen (Anne Hathaway) aşka inanan, yazmayı seven bir genç kızdır. Ailesi onun İngiltere'nin o zamanlarında adet olduğu gibi para karşılığı bir evlilik yapmasını, kendilerini de fakir hayatlarından kurtarmasını ister. Jane, köylerine misafir olarak gelen İrlandalı genç Tom Lefroy (James McAvoy) ile tanıştığında zekası ve cüretkarlığından etkilenir ve ona ilgi duymaya başlar. Varlıklı ailelerden biri olan Lady Gresham'ın yiğeninin evlenme teklifini paradan daha mühim şeyler olduğuna inanması sebebiyle ret eder. Jane'nin ailesinin otoritesine, o zamanın adetlerine ve gerçek aşka karşı verdiği savaşın sonucu nasıl olacak?

11 Mart 2017 Cumartesi

Baar Baar Dekho / Hint Filmi

Sanırım son 2 haftadır film yazısı yayınlamıyorum.. Bunun sebebi hem film izleyemiyor oluşum hem de yazmak için yeterli vakti bulamıyor oluşumdu. Bu hafta ajandamda yazılma sırasını çokça geçirdiğim Baar Baar Dekho filmini yazmaya karar verdim. Artık zamanı geldi de geçiyordu. Filmin Kala Chashma şarkısının çok iyi çıkış yaptığını, izlenme sayısının bir iki günde milyonları bulduğunu okudum ve izledim. (şu anda sayısı 198.537.499) İki başrol oyuncusunu da tanımama rağmen hiç izlememiştim "hadi bu filmde vesile olsun" diyerek izlemeye karar verdim. Dikkatimi çekince filmi listeye alıp beklemeye koyuldum. Kendimi filmlere verdiğim bir akşam gerekli hazırlıkları yaparak başladım izlemeye.. Şimdi konusuna sonrasında ise yorumuma geçiyorum.

Tür: Dram Romantik 
Imdb: 5.2

Konusu:  Jai (Sidharth Malhotra) işine aşık bir matematik öğretmenidir. Diya (Katrina Kaif) ise henüz çok ünlü olmayan bir ressamdır. Jai ve Diya çocukluklarından beri beraberlerdir daha sonra bu ilişkilerini ciddiyete taşımaya karar verirler.  Diya’nın Jai’ye evlenme teklifi ettiği sıralarda Jai’ye çok istediği doçentlik teklifi gelir ve İngiltere’ye gitmesi gerekmektedir. Jai bu teklifi kabul eder lakin Diya olumlu bakmaz. Jai ise bu teklifi ret etmek istemediğinden bu evliliği gerçekleştiremeyeceğini ima eder ve düğüne az bir zaman kala Diya ile büyük bir tartışma içerisine girerler. Jia o tartışma üzerine sızıp kalır ve uyandığında kendisini 10 gün ileri gitmiş, Diya evlenmiş bir vaziyette bulur. Ve olaylar gelişir.

2 Mart 2017 Perşembe

Oyunbaz / Kitap Yorumu

Yine bir kitap yorumu ile geldim bugün.. Son zamanlarda Wulf Dorn okumaya takmış durumda olduğumu biliyorsunuz. Son yazdığım Şizofren kitabından sonra bir nevi devam kitabı olan Oyunbaz kitabına başlamıştım. 2 günde de bitirmiştim. Evet, o yoğunluğuma rağmen.  Devam kitabı dememin sebebi ise olayların Şizofren kitabından bildiğimiz mekanlarda geçmesi ve karakterlerin aynı olması. Yoksa çok başka bir hikaye var işin içinde.. Ve çok başka bir yere giden..


Yazar: Wulf Dorn
Tür: Psikoloji Gerilim
Sayfa Sayısı: 382

Konusu: Psikiyatr Jan Forstner bir gün kimden geldiği belli olmayan güller alır. Gülleri gönderenin üzerinde durmaz bir hayranından ya da sevgilisi Carla tarafından gönderildiğini düşünür. Bir süre sonra kasabadaki cinayetler artar evinin önüne notlar hediyeler bırakılmaya başlar. Ve tüm bu yaşananların arasında bağlantı kurar. Gelen bir telefon üzerine tüm taşlar yerine oturur. Ona sırılsıklam aşık olduğunu söyleyen bir kadındır bunları yapan ve Jan, her an her yerde takip edilmektedir. İşin kötüsü bu kadını durdurmanın hiçbir yolu yoktur.

"Şunu söylemek istiyorum, beni yanıltan oydu. Bana yanlış işaretler gönderdi, beynimin içine sızdı ve duygularımla oynadı. Sonra da duygularımın üstüne çıkıp tepindi. Böyle biri cezalandırılmayı hak ediyor, değil mi?"  

26 Şubat 2017 Pazar

Akela’nın Çocuklar İle Maceraları 4

Yazmaktan keyif aldığım serilerden birisi olan Akela’nın çocuklar ile maceraları serisine devam edeyim istiyorum bugün. Son bölümde 3 tane 1,5 yaşında bebeğe baktığımdan bahsetmiştim. Bugün onu deşelim biraz. Emirden bahsedelim. Kalem yettikçe dökelim sırları ortaya. Haydi bakalım.


Şimdi.. Okulda sıradan bir gün ben yine koşturuyorum birilerinin peşinden.. O akşama doğru görüşmeye geldiler. Bebekleri için. Tabi ben ufaklığı gördüğümde bebek olduğunu tam çözemedim benim için top havuzunda oynayan sıradan bir çocuktu. Ailesi idarecilerimiz ile görüşüyor benle diğer arkadaşta bebenin yanındayız. Sonra oradan çıkardım, o anda ne kadar hafif ve küçük olduğunu fark ettim. Yere indirdim bebe de koşmaya başladı. Lakin öyle bir koşuyor ki bende peşinden düştü düşecek tutayım diye koşuyorum. Patır patır koşuyor çünkü. Yürümeyi yeni öğrenen bir bebek gibi. Ki evet o bir bebekti. Sonra ben o çocuğun bu okulda ne işi var derken kendimi bebeğe bakarken buldum. İlk 1 ay boyunca her gün baya baya isyan ettim. Ona uygun bir ortam olmadığını iddia ettim ve içten içe bakamayacağımı da.. Çevremde bu kadar fazla ilgilenmek zorunda kaldığım bir bebek olmamıştı çünkü. Acıkması, uyuması, yemesi ya da altına yapması! Neyse. Tabi el mahkum alışıyorsunuz bir süre sonra. Ama ben hala kabullenemiyorum durumu. Birileri fark edecek ve son bulacak bağımız diye düşünüyorum da yok. İçten içe annesine de kızıyorum. Sonra kim bilir ne kadar zor durumda kalmıştır, bu yaşta bir bebeği bırakmak kolay olmasa gerek, vardır mutlaka haklı bir gerekçesi diyorum. Ki öylede oluyor. Öyleymiş yani. Bende hayatın gerçeklerini kabullenip bu ufaklıkla yeni başlangıçlar yapıyorum. Akşamları araştırmalar yapıyorum, anneme, ablalarıma danışıyorum. Zaman geçiyor iyice bu duruma alışıyorum birde “iyi iş çıkardığım” yönünde yorumlar duyunca kat be kat artıyor keyfim.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Antigone / Kitap Yorumu

Kitap yorumlarımı takip edenler veya beni tanıyanlar bilirler genelde okuduğum türler kitap tarzım bellidir. Romantizm psikolojik gerilim denk gelirsem de polisiye.. Severek okuduğum zaman dilimi ise günümüz zamanı.. Yani şöyle açıklayayım. Dönem romanlarını pek okuyamıyorum bunu tarih ile aramın hiç barışık olmamasına bağlıyorum. Kitabına göre tabi ki değişebilir lakin okuyacağım ilk sıralarda değil. Kitap alışverişimi kitap yurdundan yapmaya başladığımdan beri kardeşimle sipariş listesi oluşturuyoruz. Türlerimiz birbirine hiç hem de hiç yakın değil. Ben romantizm dolu veya sevgili Wulf Dorn’un kitaplarını sepetlere atarken o, felsefe kitaplarını, klasikleri atıyor bir bir. Evde tüm gün kimse olmadığından da sipariş adresim okul oluyor. Kargom geliyor açıyorum ve tataaamm.. Sadece 1 2 kitap tanıdık diğerleri ile alakam yok. Öyle ki son siparişimde gelen Seneca’nın Phaedra eseri ile karşılaşışım.. İçini açıp bir bakayım dediğimde sol sayfanın Latince olup sağ sayfanın Türkçe oluşu.. İtiraf ediyorum içime bir merak saldı, evet ama bir kenarda bekledi öyle. Diğer kitaba baktığımda ise şimdi yorumlamaya çalışacağım Sophokles’in Antigone tragedyası ile buluştum. Önsözünü okuduğumda aylar önce ilgimi çeken Thebes'in mitolojik kralı Oidipus’un kızı olduğunu öğrendim. Oidipus’un ismini, yorumunu yazmış olduğum ve beni derinden etkileyen “Zankyou No Terror” animesinde duymuştum. Hikayesini okuduğumda ise deyim yerindeyse apışıp kalmıştım. Onu şimdi çok deşmeyeceğim çünkü önümüzdeki ilk siparişime ekleyerek kitabının yorumu ile döneceğim. O yüzden bu kitaba öncelik verdim ve başladım 2 saat gibi bir sürede bitti. Bu tarz bir kitabı nasıl yorumlayacağım hiç bilmiyorum çünkü ilk olacak, ama son değil kesinlikle! O yüzden bir hatam olursa affola diyerek geçiyorum konuya..  


Yazar: Sophokles
Tür: Oyun, Tragedya
Sayfa Sayısı: 80

Konusu: Kral Oidipusun 2 oğlu (Eteokles ve Polyneikes) ve 2 kızı (Antigone ve İsmene) vardır. Ölümünden sonra oğulları dönüşümlü olarak birer yıl için tahtı paylaşmaya karar verir. Lakin Eteokles sırası geldiğinde tahtı Polyneikes’e vermeyi reddeder ve iki kardeşin düellosu ölümleri ile sonuçlanır. Tahta dayıları Kreon geçer. Kreon Eteokles’in cenazesini kahramanlara laik bir şekilde kaldırırken Polyneikes’in cesedinin vahşi hayvanlar tarafından parçalanması için kırlara atılmasını emreder. Antigone ağabeyi Polyneikes’e yapılan bu haksızlığı kabul edemez ve Kreon’a başkaldırarak cesedini gömmek için hazırlıklarını yapar. 

16 Şubat 2017 Perşembe

Goblin / Kore Dizisi

Selam! Haftalar önce final yapmasına rağmen yazısını yeni yazabildiğim Goblin dizisi ile geldim bugün. Yine kendime bir güzellik yapıp diziyi güncel izlememiş, çeviri bekleme sorunu yaşamamıştım.  Bu arada da sosyal medya hesaplarımdan uzak durmaya spoiler yememeye çalıştım. Ama ne mümkün? Çok sağlam spoilerler yedim ve dizinin bütün büyüsü 13. Bölümdeki sahne gibi oldu. İzleyenler o meşhur final sahnesini hatırlayarak ne demek istediğimi anlayacaktır. O sahneyi de yemiştim spoi olarak.. O zamandan beri herhangi bir diziye başladığımda sosyal medya hesaplarıma girmiyor, instagram hesabımda keşfetlere dalmıyorum efendim.  Neyse. Dizi ile ilgili en büyük sorunlarımdan birini anlattığıma göre konusundan bahsederek yorumuma geçeyim.


Tür: Romantik, Dram, Fantastik
Bölüm Sayısı: 16

Konusu: Korumaya ant içtiği Goryeo kralı Wang Yeo tarafından haksızlığa ve ihanete uğrayan General Kim Shin (Gong Yoo), adamlarının ve kız kardeşinin öldürülüşüne şahit olur. O da oracıkta öldürülür. İhanete uğraması sebebiyle güçlü bir intikam arzusu vardır ve bu sayede Goblin’e dönüşür. Goblin’e dönüşmesinin hediyesi özel güçleri olurken, sonsuza kadar yaşayarak sevdiklerinin ölümüne şahit olacak olması da bu durumun laneti olur.  Lanetine son verebilmek için ise; kayıp bir ruh(hiç doğmaması gereken bir kişi) olan Goblin’in gelinini (Kim Go Eun) bulması ve gelinin, Goblin’in kalbine saplanmış olan görünmez kılıcı çıkarması gerekmektedir. Birde hafızasını kaybetmiş bir ölüm meleğimiz (Lee Dong Wook) var. Ve bu kayıp ruhu bulmak için sürekli bir araştırma içerisinde.. Bir gün buluyor da ama o sırada Goblin ile de tanışıyor. Bazı tesadüfler sonucu Goblin ile ölüm meleği aynı evde yaşamaya başlıyor. Ve hikaye şekilleniyor..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...